Harika Plak 14 Aralık 1979 tarihinde Uzelli Kaset’e kataloğundan bir miktar albüm satmış, “Kapıcılar” da bunlar arasındaydı.

Kapıcılar

Aşık Sinem Bacı’yı Ahenk Müzik tarafından çıkarılan “Uyu Deme” adlı çalışması vesilesiyle tanıdım. Firmanın İMÇ’deki ofisinde buluştuğumuzda, artık unutulmaya yüz tutmuş saygı sözcüklerini cümlelerine baş tacı ediyor, konuşurken gözlerinden minnet dolu ışıklar saçıyordu. Ait olduğu devrimci kültürün kendine has davranış kalıbına halen tüm sadakatiyle bağlı olduğu hissediliyordu. Biz o gün son çalışması hakkında sohbet ettik ama benim için asıl mesele 1979 yılında çıkardığı “Kapıcılar” adlı kasetti.

Birileri bu kaseti biliyordu ama göreni yok denecek kadar azdı. Sanırsınız ki bilerek hasır altı edilmişçesine toprağın altında kalmıştı. Kaset bende yoktu, sadece Uzelli Kaset’in arşivinde görmüştüm, bir tane vardı. Arayanlar vardı ama kaset Aşık Sinem Bacı da bile yoktu.    

Harika Plak 14 Aralık 1979 tarihinde Uzelli Kaset’e kataloğundan bir miktar albüm satmış, “Kapıcılar” da bunlar arasındaydı. Albüm Ayhan Güçlücan ile Muammer Uzelli arasında Almanya’da imzalanan bir kontrat ile şirket değiştirmiş, ama bundan Aşık Sinem Bacı’nın haberi olmamış; kasetinin bir kez de bu firma tarafından basıldığını 2000 yılından sonra internetten öğrenmişti.

***

“Kapıcılar” yılbaşı gecesinin ertesinde 1 Ocak 1979 tarihinde albüm Beyoğlu’nda Tünel’deki Şençalar Stüdyosu’nda sadece bir günde kaydedilmişti. Saz söz birlikte girip tulum çalıyor kaydediyorlardı. Orkestrayı toplayan, düzenlemeleri yapan baş saz Adnan Varveren idi. Aşık Sinem Bacı kayıtlar esnasında Adnan Bey’in dışında adını bilmediği bir de ritimci hatırlıyor.

Adnan Bey, Aşık Sinem Bacı’yı yönlendirmeye çalışmış ama Aşık İhsani müdahale etmiş: “O sana değil, sen ona uyarak çalacaksın” diye azarlarcasına uyarmıştı; öyle ki Adnan Bey de tüm hırsını sazından çıkarmıştı. Örneğin “Zam Geldi” parçasına tekniği son derece yüksek bir solo çalarak bunu hissettirmişti. “Olma mı” ve “Oy Neyledik” İhsani’ye diğer parçalar Aşık Sinem Bacı’ya aitti.

Albümün neden Harika Plak tarafından yapıldığına dair bilgisi yoktu, zaten irtibata geçilen kişi de kendisi değildi. Teklif Aşık İhsani’ye yapılmıştı, tüm kararları o veriyordu. Yankı Plak da çok ısrar etmiş, hatta Atilla Bey eşi ile gelip ricacı olmuştu ve yüksek bir teklifte bulunmuştu, ama Aşık İhsani tercihini çoktan yapmıştı. Âşık İhsani eşine gelen teklifleri kendisi değerlendiriyordu.

Aşık Sinem Bacı ne bu albümden ne de diğer 45’liklerden kaç para alındığını öğrenmemişti. Sormamıştı, Aşık İhsani de bilgi vermiyordu. Boşandıktan sonra haklarıyla ilgili mücadele vermiş, sonuç alamamıştı. Aşık İhsani sadece bir iki kez cüzi miktarlarda para göndermişti. Aşık Sinem Bacı bestelerini yıllar sonra meslek birliğinden üzerine kaydettirmişti.

***

Zamanında elindeki tek kasetin üzerine nedense (belki de yanlışlıkla) babası başka şeyler kaydetmişti. Elinde kalan tek şey, kasetin sağı solu yıpranmış kapak kartonetiydi. Kapaktaki fotoğrafı Aşık İhsani çekmişti, Unkapanı Plakçılar Çarşısı’nın üst katında. Nedense Aşık Sinem Bacı’ya göre en “çirkin” çıkanı kapağa koymuştu. Güneş sert vurduğu için yüzünü buruşturmuş haliyle, elinde sazı, üzerinde yerel giysileri… Aşık İhsani daha sonra aynı kıyafetlerle Şahsenem’i çekmiş ve albümlerde kullanmıştı.

Uzelli Kaset çıkardığı kasetin kapağındaki fotoğrafı değiştirmiş, aynı seriden bir başka kareyi kullanmıştı. Uzelli Kaset’in kayıtlarına kasetin kaç adet basıldığına dair bilgi yoktu; bu sadece bir kez ve çok az basıldığına işaret ediyordu. Bu ihtimali güçlendiren şeylerden biri kısa bir süre sonra askeri darbenin oluşu ve Aşık Sinem Bacı’nın yasaklı sanatçılar listesine girişiydi.  

Seksenli yılların başında boşandıktan sonra askeri darbe olmuştu. Ayhan Güçlücan’ın kapısını yeni bir albüm için bir kez daha çalmış, olumlu yanıt almıştı. Eserler belirlenmiş, sazlar çağrılmış tüm hazırlıklar yapılmış, tam stüdyoya giriliyordu ki, (baş saz TRT sanatçısı Süleyman Yıldız olacaktı) sabah saat 11’de stüdyoya girdiğinde Ayhan Bey tarafından kovulmuştu:

- “Git Sinem Bacı! Başımızı yakacaksın. Ben sana kaset falan yapmayacağım.”

Sonradan öğrenmişti ki Aşık İhsani müdahale etmiş, Ayhan Bey’e Aşık Sinem Bacı’nın yasaklı olduğu bilgisini vermişti. Ayhan Bey’i sonradan defalarca aramış ama aradaki kişiler tarafından para isteyeceği sanılarak görüştürülmemişti. Oysa tek amacı biraz bilgi ve elinde varsa bir iki kaset almaktı.

***

En çok 30 Mart 1972 katliamı için yazılan “Kızıldere” ağıtıyla tanınmıştı, 1954 Sivas-Zara-Gürpınar doğumlu, asıl adı Filiz Yurdakul olan Aşık Sinem Bacı. Ozanların siyasi bilinçlerinin yüksek olduğu yetmişli yıllarda çok popülerdi. Onlar organik aydın, organik sanatçılardı; bağlanma anlamında... Toplumsal mücadele yolunda sanat aracılığı ile bilinç taşıyor, gittikleri yerlerde davul-zurna ve sloganlarla karşılanıyorlardı. Tarihin politik kültür taşıyıcılarıydı.

Köy okulunda soğuk kış günlerinde sobayı tutuşturmak için getirilen gazetelerden öğrenmişti sosyalizmi. Büyük şehre göçmüşler, yaşını büyütüp fabrikaya vermişlerdi. Sendika çalışmalarına katılmış, örgütlenmişti. 1972 yılında ilk plağını Musa Pervani’nin sahibi olduğu Pervanî Plak’tan çıkarmıştı, sesi Bediha Akartürk’e benzediği için kendisine önerilen Behiye Ertürk adıyla.

Bağlamayı henüz 19 yaşındayken eşi Âşık İhsani’den öğrenmişti. 1974’de eşinin vermiş olduğu “Haremşah” ismiyle anılıyorken, Gaziantep Töb-Der konserinde Davut Sulari, Aşık İhsani’ye “senin şah’lı isimlerinden bıktık, bu bacımızda ışık var, ama adı başka olsun” demesiyle Sinem Bacı olmuştu. Yetmişli yıllarda Aşık İhsani tarafından kurulan Dev-Oz’da genel sekreterlik yapmıştı ama Cağaloğlu’ndaki lokale bir kez bile götürülmemişti.  

Alevi-Bektaşi kültüründen çok feyz almıştı. 1980 yılında CHP ile konser hazırlıklarına başlamış, 30 konserlik niyet (11 Eylül 1981 Büyükada) bir konserin ardından 12 Eylül ile suya düşmüştü. Yasaklıydı, 12 yıl maddi sıkıntılar yaşamıştı, sekreterlik, fabrika işçiliği gibi işler yapmıştı. 1990’larda Sivas Olayları’nın etkisiyle yeniden sanat yaşamına dönmüştü. Bir kadın olarak ezilmiş olmasına karşın kadın-erkek ayrımına karşı çıkmış, mücadele ve kurtuluşun birlikte olduğuna inanmıştı.  

“Kapıcılar” kaseti karanlıkta kalmış bir dönemin kapılarını aralayıp içeri ışık girmesini sağlamak amacıyla yeniden dinletilmeli, anlatılmalı…

Murat Beşer ([email protected])