'Pandemi döneminde müzisyenlere ne haliniz varsa görün denildi'

Müzik-Sen Yönetim Kurulu üyesi Hasan Aldemir, pandemi döneminde müzisyen ve sanatçılara ne haliniz varsa görün denildiğini, birçok müzisyenin yaşamak için enstrümanlarını satmak zorunda kaldığını belirtti.

Haber Merkezi

Müzik-Sen Yönetim Kurulu üyesi Hasan Aldemir, pandemi döneminde Türkiye’de müzisyen ve sanatçılara “ne haliniz varsa görün” denildiğini, sanatçıların yaşadıkları yalnızlaşma ve çaresizliğin boyutlarının çok yüksek olduğunu, birçok müzisyenin entrümanlarını satmak zorunda kaldığını dile getirdi.

Ülke genelinde 1 milyona yakın müzisyenin olduğunu ve bunların 200 bininin İstanbul’da yaşadığını tahmin ettiklerini dile getiren Aldemir, müzisyenlik mesleğinin resmi bir meslek olarak tanımlanmadığını ve müzisyenlerin pandemi döneminde maddi ve manevi olarak yalnız bırakıldıklarını söyledi.

Aldemir “Salgın döneminde müzisyenlere ne haliniz varsa görün denildi. Kısa çalışma ödeneğinden, herhangi bir devlet yardımından faydalanamıyorlar. Normal dönemde günlük 150-200 lira gibi yevmiyelerle yaşamlarını sürdüren birçok müzisyen bu paradan da mahrum oldu” dedi. 

'Bırakın sahip çıkmayı, oturalım da bir çözüm üretelim diyen olmadı'

Birçok müzisyenin sosyal güvencesi olmadığına işaret eden Aldemir bu dönemde yaşadığı ili değiştirip daha küçük illere yerleşen, ailesinin yanına geri dönmek ya da başka mesleklere yönelmek zorunda kalan ve enstrümanlarını satan üyeleri olduğunu aktardı. Pandemi döneminde genel olarak sanatçılara sahip çıkılmadığını belirten Aldemir “Sahip çıkmayı bırakın hadi oturalım da bir çözüm üretelim diyen de olmadı bu insanlar için” dedi.

Müzik-Sen’in Türkiye’de 1989’dan beri faaliyet gösterdiğini kaydeden Aldemir, sendikanın 23 Ağustos’ta 9. Olağan Genel Kurulu’nu zor şartlar altında yaptığını belirtti. Aldemir sendikanın şu anda birçok belediye ve kurumlarla müzisyenlere destek için görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Aldemir “Müzik-Sen bu işin içindekiler tarafından bilinmiyor. Burada bizim de eksikliğimiz var. Müzisyenlerin bir örgütlü mücadele içinde yer almayı seçmemeleri. Sendikal mücadeleye girince hemen ertesinde somut kazanımların elde edileceği düşünülmemeli. Hak talep ettiğinizde buyrun verelim denilen bir süreç yaşanmıyor maalesef. Hemen bir çözüm bekliyorlar ve örgütlülükten uzak duruyorlar” dedi.