Kentsel Dönüşüm Genel Müdürü: Fay hatları Allah'ın lütfu...

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürü Gürgen, 'Depremler aslında bu işin bir sonucu ama fay hatları bir taraftan baktığınız zaman da Allah'ın bir lütfudur' dedi.

Haber Merkezi

TBMM Depreme Karşı Alınabilecek Önlemleri Araştırma Komisyonu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na bağlı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Mekânsal Planlama, Yapı İşleri, Tapu ve Kadastro, İller Bankası Genel müdürleri ile Topu Konut İdaresi Başkanlığı yetkililerinin bilgisine başvurdu.

Komisyonda söz alan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürü Vedad Gürgen, kentsel dönüşüm çalışmaları ve hasarlı binaların durumu hakkında bilgi verdi.

'Uygun yapılaşma olsa fay hatlarının nimetlerinden yararlanılabilir'

BBC Türkçe'den Ayşe Sayın'ın haberine göre, Türkiye'de 15 bini ana aks olmak üzere 24 bin 500 kilometre fay hattı olduğuna işaret eden Gürgen, buna göre bir yapılaşma olması halinde bu fay hatlarının "nimetlerinden" de yararlanılabileceğini belirtti:

"Depremler aslında bu işin bir sonucu ama fay hatları bir taraftan baktığınız zaman da Allah'ın bir lütfudur çünkü bu fay hatları sayesinde gaz çıkışlarıyla hayatımıza devam ediyoruz. Bu fay hatları aynı zamanda mineraller, doğal kaynaklar, sıcak su kaynakları vesaireler onların da oluşturduğu bir yapı. Zaten harita üzerinde baktığımızda, bunu da benim çok da söylememe gerek yok, çok net olarak ortada gözüküyor ama bizim problemimiz, bu fay hatlarıyla beraber yaşayacak yapılarımız yok. Hâlbuki fay hatlarında uygun şekilde yapılaşmamız olsaydı, biz hem bu nimetlerden faydalanacaktık hem de bu can kayıplarını yaşamayacaktık."

İstanbul'da 71 bin riskli bina var

Gürgen, son yüzyıl içerisinde Türkiye'de 100 bin insanın depremler yüzünden yaşamını yitirdiğine dikkat çekti.

Gürgen, riskli yapılarla ilgili yapılan çalışmalarla ilgili de bilgi verdi.

269 riskli alan üzerinde çalışmaların devam ettiğini anlatan 81 ilin tamamında 696 bin konut ve iş yerinin riskli yapı tespitini yaptırdıklarını ve 2012'den bu yana 590 bin riskli binanın yıkıldığını belirterek, "Bizi nereden baksanız 600 bine yakın tabuttan kurtarmış oldular" dedi. İstanbul'da ise 71 bin 612 riskli bina tespit edildiğini ifade etti.

Riskli binaların sahipleri ile birebir konuşmalar yaptıklarını ve herkesin kendi binasıyla ilgili az çok bilgi sahibi olduğunu, ancak, alçıyla sıvayla kapatıldığına işaret eden Gürgen, her bina çökmesinden sonra "kolonlar kesildi mi?" tartışması yapıldığını anımsatarak şu değerlendirmeyi yaptı:

"Ben şahsen kolon kesildiğine falan şahit olmadım ama bu kolon yok, yani olmayan bir kolon var. İzmir'de de ismi lazım değil, birçok binanın malikiyle görüştüğümüzde aynı şekilde korozyondan dolayı binanın demirlerinin yok olduğunu, bu şekilde hasarlanmaların da olduğunu ancak bir türlü kendi aralarında anlaşıp dönüşüme giremedikleri için binalarını kaybettiklerini de söylediler. "

Riskli yapı stokundan kurtulmak için özendirici bazı adımlar atıldığını ve bu kapsamda yurttaşa kira yardımı yapıldığını ifade eden Gürgen, şimdiye kadar yaklaşık 4,5 milyar liralık kira yardımı yapıldığını, yapılaşma olanağı olmayanlara da 1 milyar liralık kamulaştırma kaynağı kullandırıldığını bildirdi.

Gürgen'in verdiği bilgiye göre 1 milyon 400 bin konut ve işyeri için kentsel dönüşüm çalışması başlatıldı, yaklaşık 670 bin bağımsız bölüm de bu çerçevede yıkıldı.

'En büyük midye kabuklarını orada gördüm'

Vedad Gürgen, riskli ya da çöken binaların bir anlamda "otopsisini" yaparak, çökme nedenlerini ortaya çıkarabildiklerini belirtirken, İstanbul Kartal'da 6 Şubat 2019'da çöken Yeşilyurt Apartmanı'nın çöküş nedenini şöyle anlattı:

"Şimdi, otopsi aşamasında onları da gördük. Her bir katın zamanında farklı farklı döküldüğünü sonra o farklı dökülmelerin içerisinde kat be kat beton niteliklerini -hatta ne kadar niteliksiz olduklarını- gördük. Bazı katların içerisinde makine vurduğu zaman çöktüğünü, bazı katların daha mukavemet olduğunu, demirlerinin bile değişik olduğunu ama Kartal'daki bu yapıda en fazla şunu görmüş olduk: Hepsinin ortak kısmı içlerinde her türlü deniz canlısının kalıntısı vardı. Ben hayatımda gördüğüm en büyük midye kabuklarını bu şantiyelerde gördüm; yani avuç içi kadar midye kabukları çıkardık biz betonun içerisinden. Yani düşünüyorum denizden onu aldın, sonra getirdin, betonu kardın, döktün. Bu aşamanın içerisinde ne getirirken, ne dökerken, ne karıştırırken o çok narin olan parça kırılmadı."

Gürgen, hedeflerinin önümüzdeki 20 yıl içinde 6,7 milyon bağımsız bölümü dönüştürmek olduğunu, İstanbul'da da 100 bini belediye ve vatandaş işbirliği ile olmak üzere toplam 300 bin bağımsız bölümü dönüştürmeyi hedeflediklerini söyledi.