Kemal Okuyan soL TV'de Şule Aydın'ın sorularını yanıtladı

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan soL TV’de gazeteci Şule Aydın’ın sorularını yanıtladı.

Haber Merkezi

soL TV'de pazartesi akşamları 21.00'de yayınlanan Kemal Okuyan'la Gündem programının bu haftaki konuğu gazeteci Şule Aydın'dı. 


"Muhalefet AKP'nin bölünmesine mi bel bağladı?" başlığında gerçekleşen programda, Şule Aydın, Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Kemal Okuyan'a sorularını yöneltti.

Aydın, son günlerde konuşulan Bülent Arınç'ın istifa söylentileri ve bunun muhalefet cephesinde yarattığı heyecandan bahsederek giriş yaptı. Okuyan, "Muhalefet AKP’siz bir Türkiye artık düşünmüyor. Şu an muhalefetin en aktif iki unsuru Davutoğlu ve Babacan, bunlar da AKP kökenli. Sürekli olarak AKP içinden kahramanlar aramaya çalışan bir muhalefet var. Arınç’a dönük yaşanan heyecan başkalarına dönük de yaşanmıştı. AKP’den çıkan her çatlak büyük bir sevinç yaratıyor. Bu da aslında muhalefetin de AKP’ye benzemesi anlamına geliyor" dedi. AKP’nin değişim arayışında olduğunun, hatta parlementer sisteme dönme planları yaptığının yazıldığını söyleyen Okuyan, bunların doğruluğunun tartışılması bir yana, burada önemli olanın AKP’siz bir Türkiye’yi düşünmeyen bir muhalefetin varlığı ve bunun da Erdoğan‘ın en büyük avantajı olduğunu belirtti.

Okuyan, Şule Aydın'ın "sol muhalefeti eleştirme kolaycılığına mı kaçıyor" sorusuna ise şöyle cevap verdi:

"AKP’ye bırakıp neden sürekli muhalefeti eleştiriyorsunuz diyorlar ama AKP’yi, AKP’lileri sürekli öven bir muhalefetimiz var. Arınç’a ya da Babacan’a övgüler biz düzmedik, Türkiye’nin komünistleri övmedi. Davutoğlu aklandı paklandı, 15 Temmuz sonrası "Yenikapı ruhu" diye koştura koştura kurulan kürsülere biz gitmedik. İktidari bırakıp muhalefeti eleştiriyorsunuz suçlaması yanlış. Niye hepimizi bir kefeye koyarak eleştiriyorsunuz derlerse daha haklı olur. Çünkü biz hiç bir zaman siyasi iktidardan eleştirimizi suçlamamızı karşıtlığımızı eksik etmedik. Ama o iktidarın parçası olan muhalefet de tabiki eleştirimizden payını almak zorunda. 40 yılın siyasetçisi ne olduğu belli, Türkiye’deki islamcı siyasetin en önemli unsurlarından biri olan Arınç’a vicdan sahibi diyen TKP değil. Bunları diyecekler birilerine şirin gözükecekler biz de eleştirmeyeceğiz öyle mi? Türkiye bu kadar aciz değil".

Aydın, iktidar cephesindeki "normalleşme süreci" ve tekrar parlementer sisteme dönüş sinyallerinden bahsettikten sonra, TKP açısından normalleşme nedir, diye sordu. 

Kemal Okuyan, en geniş anlamda muhalefetin tüm stratejisini AKP’yi kuşatmak ve normalleşmeye ikna etmek üzere kurmuş olduğunu anlattı: "Erdoğanlı bir Türkiye’de biraz daha farklı bir siyasal sistemle devam etmek ya da AKP’den kopacaklarla beraber bir normalleşme sürecini yürütmek ve Erdoğan’ı yalnızlaştırmak. Bu iki strateji de AKP’siz bir Türkiye tasarlayamayan muhalefetin stratejisi".

'AKP ile normalleşme olmayacak'

Toplumun seçim matematiği açısından 'tek gerçek strateji' denilerek ikna edilmeye çalışıldığını söyleyen Okuyan, ne yazık ki AKP’ye öfkeli kesimlerin yaşanan bir dizi gelişme sonucu bunu kabul etmiş gibi göründüğünü belirtti. 

Okuyan AKP ile normalleşme olmayacağını vurguladı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin AKP öncesinde de birçok açıdan çürütülmüş, sorunlu, bir sömürü cennetine dönüşmüş, adaletsizliklerin, eşitsizliklerin tırmandığı bir ülke olduğunu hatırlattı. Ancak AKP'nin önemli bir fark yaratıp, 1923 Cumhuriyeti'nden kalan kazanımlar neyse onları yok etmeye dönük hamleler yaptığını ve bunda başarılı olduğunu söyledi. 

Türkiye toplumunda 10 yıl öncesine göre AKP’ye duyulan tepkinin azalmadığını ama yatıştırılıp, sindirilmiş ve hapsedilmiş durumda olduğunu söyleyen Okuyan, muhalefetin de bu tepkiyi Gezi Direnişi'nden bu yana seçime indirgenen siyaset tarzıyla sönümlendirmeye katkı koyduğunu söyledi.

Okuyan, Türkiye Komünist Partisi'nin yaklaşımıyla ilgili ise şu yorumu yaptı: "Türkiye’de devrimciler, komünistler belki şu an için toplumunun geniş bir kesimine gerçekçi gelmeyen bir toplumsal sistemi savunuyorlar ama söylediklerine ve yaptıklarına inanıyorlar, bu son derece önemli bir fark.  Yanlışsınız, yalan söylüyorsunuz demiyorlar. Yaptığına söylediğine inanlar bu toplumda eninde sonunda heyecan yaratacaklar. 

Bu salgın en açık göstergesidir bu sistem çökmüştür, halkımız da bu sisteme elinin tersiyle vurduğunda çökecektir. Bizim çağrımız şu; insanlar çaresiz olmadıklarını görerek kendi iradelerini, kendi geleceklerini ellerine almalıdır. Örgütlenmelidir."